Gordion Hotel
Onbirinci Yılını Kutluyor!

Gordion Hotel 11 yıldır sizlerle birlikte olmaktan, sizlerin hizmetinde olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyor.



Bizi takip edin:

Sanat Koleksiyonu

Tacdin Aker Madalya ve Nişan Koleksiyonu, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden seçkin ve nadir parçalarıyla, sizleri bir otelde konaklarken, aynı zamanda bir kültür birikimiyle de karşılaştırmayı hedefliyor:

Madalyalar ve nişanlar... Görkemli bir geçmişten günümüze ulaşan nadir parçalar... Güzellikle, tarihle, anılarla,  duygusallıkla, kahramanlıkla, başarıyla özdeşleşmiş sanat eserleri.  Kimler hak kazandılar acaba, sergilenen bu  madalyaları onurla taşımaya göğüslerinde?  Korkunç bir çarpışmadan sağ kalan  kahramanlar mı? Hayatlar kurtaranlar mı? Ülkesi için büyük hizmetler görmüş fedakar kadınlar, erkekler mi? Mağrur bir büyükelçinin sivil üniformasını mı süsledi oradaki Mecidi nişanı? Belki de bir Osmanlı Paşası’nın üniforması üzerinde,  Dolmabahçe Sarayı’nda nice görkemli törenler gördü.  İngiltere Kralı V. George’un şövalyelik nişanı verdiği o kadın kimdi acaba? Neden o nişan ona verildi?  Oradaki  Legion D’honneur’u kim taktı? Peki ya Demir Haç nişanını?   İngiltere Kraliçesi Victoria, Kırım Savaşı sonrasında 1856’da çıkarttığı madalyalardan verdiği o Osmanlı askeri kimdi acaba?

Atatürk kendisine Sultanlar, Krallar tarafından verilmiş onlarca,  elmaslı, altınlı nişanları bir kenara bırakarak, göğsünde, onurla,  sadece İstiklal Madalyası’nı taşırken neler hissediyordu? O İstiklal Madalyası, ülkesini kurtarmak için mücadele eden subay, er, kadın, erkek herkese, zor koşullar altında,  aynı madenden, pirinçten yaptırılarak verilmişti. Fakir ve yorgun bir ulusun, kahramanlarına duyduğu minnetin ne güzel bir sembolüydü.

Madalyalar ve nişanlar, her zaman çok gizemli sanat eserleri oldular. Taşıdıkları derin manevi değerlerdi onları bu kadar gizemli kılan...

Otelimizin kurucularından ve  bağlı olduğu şirketin Yönetim Kurulu Üyesi  Sn. Tacdin Aker,  17 yaşından beri,  bitmek tükenmek bilmeyen bir merak ve sevgiyle madalya ve nişanlar topluyor. Koleksiyonunun parçalarını seyre daldığında,  yukarıdaki soruları ve onların  çoğu kez meçhul cevaplarını düşünüyor. Koleksiyonuna kattığı her yeni parça, beraberinde kendi anılarını ve kendi sorularını getiriyor. Her yeni parçayı saatlerce inceliyor, seyrediyor ve anıları hissetmeye, sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor. Bu muhteşem sanat eserlerini izlemeye daldığında, ŞİMDİ’de bulunmanın deneyimini yaşıyor.

Hiç gözlerinizi bir haritaya dikip, uzaklara dalıp gittiniz mi? Neler düşündünüz kim bilir o haritadaki kıyılara, adalara, dağlara bakarken... Peki bakarken hülyalara daldığınız o harita, yüzlerce yıl önce çizilmiş orijinal bir harita olsaydı neler hissederdiniz? Uçakların, uyduların, fotoğraf makinelerinin olmadığı günlerde cesur denizcilerin kim bilir ne müthiş zorluklar altında o haritaları çizmeye çalıştıklarını hatırlıyor muyuz?

1988 yılından bu yana,  Tacdin Aker tarafından, Avrupa’nın her yerinden toplanan ve 16, 17, 18. Yüzyıllara ait bu güzel haritalar,  Gordion Otel’in duvarlarında,  yüzyıllar öncesinin o zor koşullarının tanıklığını yapıyorlar ve misafirlerimize  gizemli hikayelerini anlatmak istiyorlar.

Yüzlerce yıl önce insanların neler giydiklerini nerelerden biliyoruz? Saçlarına nasıl şekiller verdiklerini? Hangi görkemli ya da basit giysilerle dolaştılar İstanbul’un ya da İmparatorluğun dört bir yanındaki şehirlerin, köylerin sokaklarında? Şehirlerimiz, kasabalarımız, kıyılarımız nasıl görünüyordu? Devlet törenleri, düğünler, halk şenliklerinin görüntüleri nasıldı? Resmin yasak olduğu bir coğrafyada nasıl belgelenebildi bunlar? Tüm bu soruların cevaplarını 14. Yüzyıldan beri topraklarımıza gelen Avrupa’lı gezginlerin beraberlerinde getirdikleri ressamların yaptıkları resimlerin gravürlerinden biliyoruz.

Fotoğrafın, ofset baskının olmadığı ve yağlı boya resmin de çok pahalı ve zahmetli olduğu yüzyıllarda, kitaplardaki görsel unsurlar, gravürlerdi. O kadar güzellerdi ki, şatolarda, saraylarda, yağlı boya resimlerin yanlarına bile asılırlardı. Çok sınırlı sayılarda üretildiler. Her kitabın içinde ancak birkaç tane bulunurdu, aksi takdirde, tek tek üretilen bu gravürlerle, kitap çok maliyetli bir hale gelebilirdi. Yüzyıllar içinde çoğu gravür, kitaplarıyla birlikte yok oldu. Gravürlere bakmak, onları uzun uzun incelemek, yüzyıllar öncesinin el yapımı kağıdını koklamak, resmin üzerindeki her detayı yakalamak, insana müthiş bir tarih bilinci ve herşeyin ötesinde benzersiz bir keyif veriyor. Bu güzel gravürler de, tıpkı madalyalar, nişanlar ve eski haritalar gibi, Gordion Hotel’de onları izlemenizi, incelemenizi ve keyif almanızı bekliyorlar sabırla.